Sevgili okurlarım,
Bugün sizlerle bu köşede ilk kez buluşuyorum. İlk yazımda biraz canımızı acıtacak, belki bazılarını düşündürecek ama bence konuşulması gereken bir konuyu ele almak istiyorum: Giresun’da spor nereye gidiyor?
Çünkü ortada artık tek bir kulübün ya da tek bir branşın sorunu yok.
Futboldan hentbola, kadın sporundan basketbola kadar uzanan bir tablo var karşımızda.
Ve insan ister istemez şu soruyu soruyor:
Giresun’un sporuna kim sahip çıkacak?
Bir zamanlar Giresunspor’u Süper Lig’de izliyorduk. Şimdi ise Giresunspor, tarihinde ilk kez profesyonel liglerin dışına çıkarak PGL’de mücadele edecek. Üstelik yıllardır devam eden mali sorunlar ve transfer yasağı kulübün önündeki en büyük problemler arasında bulunuyor.
Bu sadece bir futbol takımının küme düşmesi değil.
Bir şehrin spor kültürünün geldiği noktayı gösteren önemli bir tablo.
Ama mesele Giresunspor ile bitmiyor.
Batlamaspor da yeni sezonda lige katılmama kararı aldı. Yıllarca amatör ve bölgesel futbolun önemli temsilcilerinden biri olan kulübün PGL’de yer almaması, Giresun futbolu adına üzerinde düşünülmesi gereken başka bir gelişme.
Bir başka örnek ise Giresun Sanayispor.
Geçtiğimiz sezon kadın futbolunda Süper Lig'e yükselen ve Giresun'u Türkiye’nin en üst seviyesinde temsil eden Sanayispor, yeni sezona büyük sıkıntılarla başladı. Sezonun ilk maçında yalnızca 9 futbolcuyla sahaya çıkabildi ve karşılaşmayı tamamlayamadı.
Bir yıl önce Türkiye’nin en üst liginde Giresun’u temsil eden bir takımın bugün oyuncu sayısını tamamlamakta zorlanması, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir durum değil mi?
Peki ya hentbol?
Burada aslında çok güzel bir hikâyemiz vardı.
Giresunspor Erkek Hentbol Takımı, Süper Lig’deki ilk sezonunda başarılı bir performans ortaya koydu ve ligi beşinci sırada tamamlayarak Avrupa Kupası’na katılma hakkı kazandı. 2026-27 sezonunda da hem ligde hem Avrupa’da mücadele edeceği açıklandı.
Fakat bugün tribünlere baktığımızda salonların neden daha fazla dolmadığını da kendimize sormamız gerekiyor.
Bir takım Avrupa’da Giresun’un adını taşıyor.
Bir şehir olarak bundan daha büyük bir heyecan kaynağımız olabilir mi?
Kadın hentbolunda ise daha acı bir tablo yaşandı.
Görele Belediyesi Hentbol Takımı, yıllarca Giresun’u Kadınlar Hentbol Süper Ligi’nde temsil etti. Avrupa Kupaları’nda mücadele etti. Şehrimizin adını uluslararası arenaya taşıdı.
Fakat takım yeni sezonda ligde yer almadı.
Belediye desteğinin çekilmesiyle başlayan süreçte yönetim ve kadro dağıldı. Avrupa’da Giresun’u temsil eden bir takım bugün sahada yok.
Şimdi bir de basketbola bakalım.
Giresun’da bir dönem büyük heyecan yaratan belediye basketbol yapılanmasının ardından bugün profesyonel basketbolda farklı bir yapılanmayla karşı karşıyayız. Giresun Kerasus Spor, 2026-27 sezonunda Türkiye Basketbol 2. Ligi’nde Giresun’u temsil edecek.
Yani aslında basketbol tamamen yok olmadı.
Ama bir dönem Giresun Belediyespor adıyla yaşanan hikâyenin devam etmediği de ortada.
Bütün bunları yan yana koyduğumuzda ortaya tek tek kulüplerden daha büyük bir mesele çıkıyor.
Biz Giresun’da sporu günü kurtararak mı yönetiyoruz?
Bir kulüp başarıya ulaştığında onu alkışlıyoruz.
Avrupa’ya çıktığında gururlanıyoruz.
Süper Lig’e yükseldiğinde fotoğraf çektiriyoruz.
Ama o kulübün bir sonraki sezon ayakta kalabilmesi için ne yaptığımızı yeterince konuşuyor muyuz?
Bence asıl soru burada.
Çünkü spor sadece maç günü değildir.
Spor; altyapıdır.
Spor; sponsorluktur.
Spor; tesis demektir.
Spor; yönetim demektir.
Spor; taraftar demektir.
Ve en önemlisi spor, çocukların ve gençlerin geleceğe bakabilmesi demektir.
Bugün Giresun’da birçok branşta mücadele eden gençlerimiz var. Türkiye dereceleri alan sporcularımız var. Milli takım seviyesine yükselen çocuklarımız var. Giresun'un spor altyapısında hâlâ ciddi bir potansiyel bulunuyor.
Demek ki mesele yetenek eksikliği değil.
Mesele, bu yeteneğin sürdürülebilir bir sistem içerisinde desteklenip desteklenemediği.
Ben daha yolun başında olan bir genç olarak şunu görmek istiyorum:
Giresun’da bir takımın başarılı olduğunda yalnızca birkaç kişinin değil, bütün şehrin arkasında durduğu bir spor kültürü.
Kulüplerin her sezon “Bu yıl nasıl devam edeceğiz?” diye düşünmek zorunda kalmadığı bir düzen.
Başarılı olan takımın ertesi yıl kapanmadığı, oyuncuların parasını alamadığı için başka şehirlere gitmediği, gençlerin “Burada geleceğim var” diyebildiği bir Giresun.
Çünkü bugün bir kulüp kapanırsa sadece bir forma ortadan kalkmıyor.
Bir çocuğun hayali de yarım kalabiliyor.
Bir sporcu başka şehre gitmek zorunda kalabiliyor.
Bir salon sessizleşiyor.
Bir tribün boşalıyor.
Ve zamanla bir şehir, kendi spor kültürünü kaybediyor.
Ben Giresunspor'un yeniden ayağa kalkmasını istiyorum.
Sanayispor'un güçlü şekilde yoluna devam etmesini istiyorum.
Giresun hentbolunun tribünleri dolduran bir seyirciyle buluşmasını istiyorum.
Görele'nin kadın hentbolunda yeniden Avrupa'yı konuşmasını istiyorum.
Basketbolda Giresun'un yeniden büyük hedefler kurmasını istiyorum.
Ve bütün bunların sadece benim değil, bu şehrin ortak isteği olması gerektiğine inanıyorum.
Belki artık birbirimize “Kim suçlu?” diye sormaktan önce başka bir soru sormalıyız:
“Biz bu şehrin sporuna nasıl sahip çıkacağız?”
Çünkü bugün sahip çıkmadığımız her branş, yarın kaybettiğimiz bir değer olarak karşımıza çıkabilir.
Giresun’un çocukları yetenekli.
Giresun’un gençleri istekli.
Giresun’un spor geçmişi güçlü.
O halde geriye tek bir şey kalıyor:
Bu şehrin spor geleceğine sahip çıkmak.
İlk köşe yazımda sizlerle bu düşüncelerimi paylaşmak istedim.
Bir sonraki yazıda yeniden buluşmak dileğiyle…
Sevgiyle kalın.
Beyza Karabulut
Yorumlar